Ara
  • dethpraxis

Alloseksüel Toplumda Aseksüel Rıza

*Yazıyı okumadan önce lütfen tetikleyici ve içerik uyarısını dikkate alınız.*

tetikleyici içerik uyarısı: rıza inşası, afobi, allonormativite


Sevgili aseksüeller, demi-seksüeller, gri-aseksüeller, acefluxlar, sorgulayanlar, tanımlayamayanlar, açılamayanlar, akışıp duranlar, kendini aseksüel şemsiyesi altında görenler ve tabi bir de alloseksüeller, merhaba!


Ben dethpraxis ve bugün sizlerle aseksüel spektrumunda akışan kimlikleri olan birisi olarak, değişen kimlikler ve dolayısıyla sıklıkla değişebilen rıza kavramı üzerine konuşmak istiyorum. Aseksüel kimliklerde akışmaktan kastım; alçalan veya yükselen libidodan ziyade, tabi bunların da içinde barınabildiği, ancak daha çok benim cinsellikle olan ilişkimin değişiyor oluşudur. Libido pek tabi cinsellik için bir gerekçe olabilir. Aseksüel olan ben için de libido cinsellik için bir bahane olabiliyor.


Ancak bunun için hangi noktalarda kendimden başka insanlarla cinsel paylaşımlarda bulunmak istiyorum, yani rızayı hangi noktada vermeye başlıyorum? Benim için önemli sorular, çünkü cinsel birlikteliklerin öncesinde tamamen istekli

olduğum pek an olduğunu sanmıyorum. Pek cinsel çekim yaşadığımı söyleyemeyeceğim, hiç yaşamıyor da değilim, ancak dönemselliği ve sıklığı psikoloji-

me, kullandığım ilaçlara, regl döngüme, hayatımın genel akışına göre o kadar fazla şekilleniyor ki, “ha işte burada” diyebileceğim bir miktarda hissetmiyorum.


Ama bu demek değil ki cinsellik paylaştığım partnerlerimle aramda bir çekim yok. Başka başka o kadar fazla çekim deneyimliyorum ki, cinsellik de onlarla paylaşmak istediğim bir yakınlık denemesi olabiliyor. Kesinlikle benim için çok deneysel bir süreç olmak zorunda kalıyor. Deneyene kadar ne hissedip istediğimi bilmiyor oluyorum. Bu yüzden rızam en başta “bi deneyelim görürüz” şeklinde olabiliyor. Yani cinsel birlikteliğin ortasında devam edip etmemek istediğime karar vermem gerekiyor çoğunlukla. Bu da herhangi bir anda durup “sıkıldım duralım” diyebilmem gerektiği anlamına geliyor.


Tabi özellikle kendisi benzer deneyimleri yaşamamış veya yanında daha önce pek yaşayabilmiş insanlara denk gelmemiş olanlar, seks ortasında durmayı, bir şeylerin cinsel anlamda yolunda gitmediğini ve bu yüzden arzulanmama konumuna gelecekleri şekilde kendilerinin yanlış bir şey yapmış olabileceklerini sanabiliyorlar. Hele ki cinsel olarak yüksek oldukları bir anda denk geliyorsa oldukça kırılabiliyorlar. Sekste neyi yanlış yapıyor olduklarını sorup devam edebilmek adına neler

yapabilecekleri üzerine ısrarla fikirler üretebiliyorlar.

Şimdi bir dakika, ben şu an bedenimle olan ilişkinin kesilmesine ihtiyaç duyarken ve bunun için bir sınır çekiyorken karşımdaki kişinin tek derdi arşa çıkmış libidosu ise, zerre umurumda olan bir durum değil demek isterdim, ama umurumda. Umurumda çünkü karşımdakinin cinsel arzulanmamakla yüzleştiği için sarsılan özgüvenini korumak adına, geçtiği sınırı fark etmeksizin bencilce yansıttığı hayal kırıklığı karşısında duygusal stres topu olmayı da reddediyorum.


Yanlış anlamayın, reddedilmenin insanlarda oldukça yoğun ve yıpratıcı etkileri olabilir, bu durum karşısında kişinin özgüveni o an sarsılabilir, insanların reddedilme travmaları olabilir ancak bu durumlar reddetmeye ve reddedilmeye engel değildir.

İnsanların reddedilmeye karşı hassasiyetleri onları reddedilemez bir konuma sokamaz, sokmamalıdır, ayrıyeten reddediş şeklimizi karşımızdakilerin psikolojisini de gözeterek şekillendirmemiz gerekebilir. Reddedilme durumu zaten her an gerçekleşe-

bilecek bir şeydir. Herhangi bir bağlamda herhangi bir sosyal ilişkilenme durumu her daim reddedilme potansiyelini taşır.

Ancak sanki cinsel rızanın geri alındığı cinsel birliktelik sırasında bunun yaşanması olağan bir şey olamazmış gibi insanların şok olduğu tepkilere sebebiyet verebiliyor. Çünkü cinsellik her zaman sonuna kadar gidilmesi gereken, yani tarafların aşağı yukarı benzer fiziksel temas ve davranışlarda bulunduğu ve sonunda orgazma ulaşılmış olduğu belirli tekrarları olan süreçler olarak varsayılıyor. Bu da duygusal ve mental olarak özellikle taraflardan birinin yüksek olduğu durumlarda rızanın geri alınabilirliğini zorlaştırıyor. Hatta belki de o an için imkânsız bir hale getiriyor.


E peki ne yapacağım? Rızamı geri çektiğim için cinsel hayal kırıklığı yaşayan kişiye sorunun onda olmadığını, cinsel arzumun ve rızamın sürekli ve sıklıkla değişiyor olduğunu hem anlatacağım hem de bunun normal olduğuna ikna edeceğim

ve onu teselli edeceğim. Ya da diğer tercih olarak rızamı geri çekmeyeceğim. Yani rızamın olmadığını biliyor olduğum halde bunu yapmaya devam edeceğim.


Anlattığım durum neredeyse her cinsel partnerimle ilk tanıştığımda düşünmek zorunda olduğum kaygılar. Tabi rıza ve aseksüellikle alakalı bilinçli olan partnerlerimle bu kaygıyı çok çok daha az yaşadığımı söyleyebilirim. Özellikle ace+ partnerlerim rıza konusunda en rahat hissettiklerim oldu diyebilirim. Tabi bu ace+ kimliklerin rıza

konusunda daha bilinçli ve/ya dikkatli olacağına genellenemez. Ancak kendi rızalarını anlamak adına ace+ öznelerin cinsellikte rıza kavramı üzerine daha fazla düşünmek zorunda kaldığına işaret ediyor olabilir.


Ben de bu kavram üzerine çok fazla düşünmek zorunda kalmış bir ace+ olarak bazı sorular sormak istiyorum ve tekrar tekrar bazı şeyleri konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. Öncelikli olarak cinsel ilişkilenmelerde rızayı düşünüyor olursak cinsel ilişkinin ne olduğunu sorarak başlayabiliriz. Cinsel ilişki, yani aktivite anlamıyla seks nedir? Bizim için nedir, ne değildir, hangi davranışlar, etkileşimler cinsellik olarak kodladığımız şeye dahildir, hangileri değildir? Oldukça kişisel cevaplar olacaktır ve herkes için her zaman kendi tecrübe ettiğimizden çok daha farklısını tecrübe

edebiliyor olabileceklerini düşünmeliyiz.

Kendi zevklerimiz ve tecrübelerimiz bu kadar çeşitli ve özelken, kendimizden başka insanların da kendilerine özgü zevk ve tecrübeleri olacağı bir gerçek. Her anlamda ve alanda geçerli olan bir gerçek ama daha sık hatırlıyor olmamız gereken bir gerçek. Çeşitlenebilirliğin potansiyelinin kavrayamayacağımız kadar çok olduğunu anladığımızda şunu düşünmemiz çok olası: Karşımdaki insanların ne sevip sevmediğini nasıl bileceğim ve ona göre nasıl yaklaşacağım? Cevabı bence çok basit; sorarak ve açık iletişim kurarak.


Konu “seks yapmak” ise her şeyden önce katılımcıların istekli ve kendinden emin verdikleri rızayı içermelidir. Rıza sesli verilmek zorunda değildir, her evet rıza değildir. Kafa karıştırıcı geliyor olabilir, “peki rıza verdiğimizden ya da aldığımızdan

nasıl emin olacağız?” o zaman diye düşünüyor olabilirsiniz. Şunu belirtmekte fayda var, rıza kolay bir mesele değildir. İnsanın kendisinin ne istiyor olduğunu anlaması çok vakit alabilir, ömür boyu sürebilir, çok kısa sürede de olabilir. Ne istediğimiz sürekli değişiyor da olabilir. Biz insanlar olarak bu kadar çok değişme potansiyeline sahipken bu değişim potansiyelini göz ardı ederek kimlikleri ve davranışları kalıplaştırmak ve kısıtlamak; kendimizi, ne istediğimizi, dolayısıyla neye rıza vereceğimizi anlamayı fazlasıyla zorlaştırıyor.


Kendi adıma cinsel rızamı anlamanın oldukça karışık ve uzun bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Bu sürecin benim için fazlasıyla karmaşık olmasının sebebi de her gün “eğer allonormatif bir dünyada yaşamıyor olsaydık hiç seks yapmadan hayatıma mutlulukla devam edebilirdim.” diye düşünüp seks yapan biri olma mecburiyeti hissettiğimden seks yapmaya devam ettiğim bir hayat yaşıyor olmam.


Allonormatif baskının altındayken ne zaman o an gerçekten istediğim için ilişkileniyorum ne zaman cinsel bir varlık olmak zorundaymışım gibi hissederek ilişkileniyorum ayırt edemiyorum. Karşımdaki kişiler rıza konusunda bilinçli olsa bile her seferinde yapmak zorundaymışım hissiyle baş etmem gerekiyor. Bu durum da kendi cinsel rızam konusunda üzerime kapıları kilitliyor, rızamı anlayamıyorum. Ama bu demek olmamalı ki ben ve benimle benzer durumda olan insanlar hiç seks yapmayı denemek istemiyor.


Sadece kendi adıma şunu söyleyebilirim ki benimle cinsel bir ilişkilenmede bulunmak istiyorsanız, kafam karışacak, fikrim değişecek, son dakikada iptal etmek isteyebileceğim, ama yine de denemek isteyeceğim. Bu sayede rızamı geri çekme kaygısı yaşamadığım ya da daha az yaşadığım durumlar oluştukça da ben daha güvende hissedeceğim ve dolayısıyla rıza verebilmem için uygun koşullar oluşmuş olacak. Ben bu şekilde deneyimliyorsam başka birçok kişi de benzer ihtiyaçlara sahip olabilir ya da başka nicelerine. Tabi ki bu sadece ilişkilenmenin ben olan tarafını bildiğim için bulunduğum yargılar. Benim rızama dair koşullarım ile ilişkide bulunacağım kişilerin rızaya dair koşulları arasında uzlaşma sağlanması sonrasında rıza temelli bir cinsel ilişki deneyimleme seçeneğimiz olmuş olur.


Cinsel ilişkilenmeden önce taraflar arzuladıkları ve rıza verdikleri şeylerden olabildiğince bahsederse en azından genel anlamda rıza üzerine bazı fikirler edinilmiş olur; bu benim için en iyi yöntem. BDSM kontratlarına benzetebilirsiniz durumu. Tabi kontrat olacak kadar her cinsel ilişkimiz öncesi belgeler imzalamak zorunda değiliz ancak cinsel rızanın BDSM pratiklerinde cinsellik öncesinde çok daha fazla konuşulan bir öncelik olabiliyor olmasına rağmen, spesifik olarak BDSM olmayan

ilişkilenmelerde böyle bir rıza yoklamasında bulunma ihtiyacında dahi bulunmamak da şu soruyu sorduruyor: “E şimdi bu kimin seksi?”


Ana-akım cinsel pratikleri kapsayan deneyimlerin rızalar üstü olmak gibi bir ayrıcalığı var nedense. Cinsel bir ilişki yaşayacağız diye bu kimsenin bana dokunabileceği anlamına bile gelmez. Cinsel pratik dediğimiz şey çeşit çeşit kinkler, fetişler, oyuncaklar, senaryolar, yöntemler içerebiliyorken neden her cinselliğin başında sanki öpüşülmesi şartmış gibi insanlar büyük bir cesaretle yanaşıyor.


Birçoğunuzun varsayacağının aksine öncesinde konuşmak olayın heyecanını kaçırmıyor, tam tersine cinselliği daha güvenli bir alana getirip çeşitlenme

potansiyelini arttırıyor. Üzerine düşünülüyor ve konuşuluyor olması seksi sizin için daha az heyecanlı yapıyorsa bu kulağa sizin sorununuzmuş gibi geliyor. Çünkü düşünülmemiş ve konuşulmamış cinsel pratikler, yani bizlere öğretilen ve dayatılan

haliyle cinsellik adı altında sınır aşımı (taciz/tecavüz) temelinde oturuyor. Ancak bizler rızayı temel alarak hem kendimizi, hem cinsel ilişkilerimizi, hem de dünyayla olan ilişkimizi yeniden kurabiliriz. Bunu da tabi ki her birimizin çabasıyla rıza temelli ilişkiler kurmak için işbirliğinde bulunarak gerçekleştirebiliriz.


Sevgi ve dayanışmayla,


dethpraxis.




Bu yazı ilk kez Kaos GL Dergi'nin 178. sayısında yayımlanmıştır.


573 görüntüleme0 yorum